301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
12 Aralık 2017 - Salı 17:52 Bu haber 2685 kez okundu
 
Kamil Başkan Gündem ve 7 Soru'nun Konuğu Oldu
Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan, Burdur Radyosu'nun Gündem ve 7 Soru Programına Canlı Yayın Konuğu Oldu
GÜNDEM Haberi
Kamil Başkan Gündem ve 7 Soru'nun Konuğu Oldu

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan, Burdur Radyosu , Çağdaş Burdur Gazetesi ve Manşet Burdur internet haber sitesi ortaklığında düzenlenen ‘Gündem ve 7 Soru’ isimli programın konuğu oldu. Canlı yayınlanan programın sunuculuğunu Burdur FM Genel Yayın Yönetmeni Serkan Şimşek ve DHA Burdur Muhabiri Mesut Madan yaptı.  Sunucuların soruları üzerine hayvancılık sektörünü değerlendiren Başkan Özcan, buzağı ölümlerinden, köyden kente göç ve damızlık birliklerinin çalışmalarını detaylı şekilde anlattı.

 

 


“MÜTHİŞ BİR DESTEK ALDIK”


Merkez Birliği Kongresinde Burdurlu hemşerilerinden büyük destek aldığını belirten Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan, ”Öncelikle, köylerde şu anda radyosunun başında olan üretici kardeşlerimize, üreten insanlarımıza, işyerlerindeki esnaflarımıza, bizi dinleyen, bizim sesimizin ulaştığı herkese bol bereketli günler diliyorum. Bizim genel merkez seçimlerimizde öyle güzel bir birliktelik oldu ki, ben buradan herkese teşekkür etmek istiyorum, Burdur valimiz, milletvekillerimiz, belediye başkanımız, sivil toplum örgütlerinden, Burdur’un her kesiminden güçlü bir destek aldım, maddi ve manevi, dualarını aldım, o kadar güçlü bir destek aldık ki, bunu hep arkamızda htik ve öyle bir benzetme yapıldı, bu manevi destekler oy olarak sandığa girdi. Müthiş bir destekti ben herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Buradan daha öncelerini bilmiyorum ama benim bir siyasi geçmişimde oldu kısa bir dönem içinde ona rağmen bütün siyasi partilerden, siyaset gözetmeksizin destek aldım. Allah razı olsun, demek ki Burdur isterse, birliktelik sağlayabiliyor bunu gösterdi. Ankara’daki seçim atmosferi içinde, o salonda, hakkı olmadığı halde yanımda olan Burdurlular, sivil toplum örgütleri, gönüldaşlar, herkes oradaydı, onların güçlü destekleri salonda da yerini aldı. Gerçekten duygu patlaması yaşadım, herkese teşekkür ediyorum. Aklı selim bir şekilde sakin geçti” dedi.

 

 


“TÜRKİYE’DE DOĞAN BUZAĞININ YÜZDE 15’İ ÖLÜYOR”


Ankara Buzağı Çalıştayını değerlendiren Genel Başkan Kamil Özcan, buzağı ölümleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Özcan, “Öncelikle buzağı kaybı, o ailenin ekonomisine zarar veriyor dolayısıyla ülke ekonomisine zarar veriyor. Azımsanacak bir kayıp değil, yani bazı çevrelerin bu rakamın daha yüksek olduğunu söylüyor ama ülkedeki doğan buzağının yüzde 15’ini kaybediyoruz. Yüzde 15 demek, eğer 5 bin doğuran ineğimiz varsa bizim yüzde 10’u 500  yüzde 15’i 750, 750 buzağının kaybı demek büyük bir ekonomik sıkıntı, hem et kaybı, hem süt kaybı, bunu toparladığında bununla ilgili basit yapılabilecek şeylerin, yapılmamasından dolayı, kayıpların önlenmesi büyük bir ekonomik gideri önleyecektir. İthalatı önleyecek. Bakınız, yüzde 10’dan yola çıksak ve 500 bin buzağının 300 binini yaşatsak, bunun yarısının erkek, yarısının dişi olduğunu varsayarsak, 150 bin damızlık demek, 150 bin de yaklaşık 50 bin ton et demektir. İthalata da gerek kalmayacak. Bunları yaşattığımız zaman, yüzde 15’in, yüzde 10’unu yaşatabilirsek, büyük girdiler kazanacağız. Bununla ilgili bizim önceki çalışmalarımız var, Burdur’da çalışmalarımız vardı, Burdur’da bununla ilgili Veteriner Hekimler Odası ile beraber ortak çalışmamız vardı, koruyucu hekimlik, önleyici hekimlikle ilgili büyük işletmelerin buna ihtiyacı yok, bize ihtiyacı yok, böyle bir sisteme ihtiyacı yok, büyük ve profesyonel işletmeler zaten veteriner hekimini, ziraat mühendisini almış, çevre düzenlemesini yapmış, onların böyle bir sisteme ihtiyacı yoktur. Küçük işletmelerin bize ihtiyacı var, küçük ve orta ölçekli işletmelerin böyle bir sisteme, bu hizmeti veren bir sisteme ihtiyacı var. Ankara’daki çalıştayda bunları konuştum Sayın bakanımıza,  Burdur’daki çalışmamızın örneğini götürdüm, bakanımıza anlattım. Nasıl olacak, şimdi 10 tane ineği olan bir vatandaşımıza, bir başkası bir sistem Ali dayı senin 7 aylık gebe ineğin var, yarın bunu aşılamaya geliyoruz dese biri veya senin 2 tane buzağın var, onu aşılamaya geliyoruz diyen bir sistem, birisi takip ediyor dese iyi olmaz mı, çünkü 10 tane ineği olan adam aşı için bir veteriner hekim çağırıp, aşılama yaptırmıyor. Aşılama dediğin koruyucu aşılar, mesela septisemi hastalığından müthiş bir buzağı kaybımız var"  ifadelerini kullandı.

 

 

 

BUZAĞI ÖLÜMLERİNİN NEDENLERİ

 

Buzağı ölümlerinin nedenlerini anlatan Genel Başkan Kamil Özcan, “Aşı ile tedavi olabilecek hastalıklarla ilgili tedbirler alınabilir, anne karnında başlayan ve aşılarla bu kayıpları azaltabiliriz, belki tamamını kapatamayabiliriz çünkü buzağı, embriyo ürünlerinden başlayan, anne karnında 2-3 aylıkken, yavru atmalardan başlayan bu ölümler, vatandaşın hatasıyla, doğumlarda erken müdahalelerle 9 ay bekliyoruz biz 1 saat beklemiyoruz üreticimizle alakalı da bilgisizliğimiz var, ihmalkar değil, onun bir an önce anne karnından çıkmasının doğru olduğunu zannediyoruz. Doğru bilip uyguladığımızın, yanlış olup, göstermemiz lazım, bunları bilgilendirmemiz lazımdır. Erken müdahalelerle, buzağı ölümlerine sebep oluyoruz hatta anne ölümlerine de sebep oluyoruz. Bununla ilgili bilgilendirme çalışmaları yapılması lazım, vatandaşımızın, üreticilerimizin köylerde bilgilendirilmesi lazım. Bazı işletmelerde mikrobik hastalıklar vardır. İshal eden mikroplar var, bu hem lokal bazda olabilir, hem bölgesel olabilir, bununla ilgili aşılar Türkiye’de yapılabilir. Bir işletmedeki ishal eden mikropla, başka bir işletmedeki ishal eden mikrop aynı olmayabilir. Bir yerde aşırı işliyordur, bir yerde işlemez. Bununla ilgili çalışmaların yapılması lazımdır”  diye konuştu.

 

 

 

BUZAĞI BAKIM VE BESLEMESİ


Buzağı beslenmesi ve bakımı ile ilgili önemli bilgiler veren Başkan Özcan, “Buzağı beslemesini bilmemiz gerekiyor, buzağının neye ihtiyacı olduğunu, iyi öğrenmemiz gerekiyor, bununla ilgili de kayıplarımız oluyor, buzağı öldürmesek de gelir kayıplarına neden oluyoruz, dişi ise inek olduğunda 5 kilo daha az süt alıyoruz, düzgün beslemediğimiz için, erkekse 50 kilo et daha az alıyoruz, doğru beslemeyi yapmadığımız için, bakanımıza bunları anlattım” dedi.

 


“BİZLER HEP MİLLİ İŞLER YAPTIK”


Damızlık Birliklerinin her zaman milli işler yaptığını, ülkedeki Ziraat Mühendislerini ve Veteriner Hekimleri istihdam ettiklerini işaret eden Başkan Özcan, “Damızlık birlikleri, ülkemizde 81 ilde örgütlenmiş, iyi bir insan gücü var, teknik, yetişilmiş insan gücümüz var, sahaya hakim, istihdam edilmiş birlikler ve bu birlikler işlevlik kazandırıldığında, burada yardımcı olabilir. Biz tarım ve hayvancılığın hatta tarım bakanlığını tamamlayan bir unsuruz. Damızlık birlikleri olmadığı zaman bu şikayetler olmuyor. Mutlaka bu tamamlanacaksa, bu tür işlerde damızlık birlikleri kullanılmalı, Türkiye’de biz 160 bin üyeye, yaklaşık 1 milyonluk bir aileye hizmet ediyoruz ve bunu yaklaşık 2 bin çalışmanızla ve bine yakın hizmet aracımızla, ülke hayvancılığına hizmet ediyoruz.  Kayıt sistemini, ıslah çalışmasını yapıyoruz, geçmişe dönük şöyle bir tarihe bakın, 1995’te damızlık birliklerinin kuruluşundan, bu yana size bir film şeridi gibi geçireyim üstünden,  biraz daha bizim motive olmamız lazım, biraz daha modele, biraz daha sırtımız sıvazlanmalı, sizinle yapacağız denmeli, çünkü bizler hep milli işler yaptık, biz hakikaten ziraat mühendisleri ve veteriner hekimleri istihdam ettik,  Burdur Birliğinin bu sistem değişmeden önce 70 çalışanımız vardı, şu anda bir miktarını çıkarmak zorunda kaldık. Damızlık Birlikleri ne iş yapar, sadece destekleme mi dağıtır, şöyle bir gözden geçirmek lazımdır, bakınız Türkiye’de 1995 yılında süt ortalamasına baktığınızda 2 tonlarda, Türkiye’nin süt ortalaması hayvan başına 2 tonlarda hatta bin 800 kilogramlarda, şu anda 6-7 tona çıkmış, nasıl olmuş bu, ıslah çalışmasıyla olmuş, birliklerin yoğun çalışmasıyla olmuş, her ilde Burdur Birliği değil ki, her ilde öne çıkanlar, geride kalan örgütler var. bazı yerlerde kooperatifler öne çıkmış, bazı yerlerde kooperatif yok birlikler öne çıkmış, bazı yerlerde süt birlikleri doldurmuş, bazı yerlerde HAYKOOP’lar doldurtmuş, sektörde fazla örgüt var. mesela süt birliğinin öne çıktığı bir yerde damızlık birliği geride kalmış, aynı şeyi damızlık birliği istese de yapamıyor. Şimdi bizim bölgemizde Köy-Koop’umuz var, yıllarını vermiş, yapılanmasını bitirmiş, ülkemize örnek olmuş, güzel de işler yapmış kooperatifimiz var, Burdur’da bir genel başkanımız var. kötü örnekler vermek doğru değil, kötü örnekler oluyor ama başkanı vatandaşımız seçiyor, demokratik şartlar altında vatandaşımız seçiyor, kötüyse alacaksınız  kardeşim, iyi yönetmiyorsa alacaksınız, kötü örnek olmamalı, kooperatiflere mutlaka sahip çıkılması lazımdır. Bunu bir damızlık birliği genel başkanı olarak söylüyorum, kooperatifleşme köylünün gerçekten örgütlü gücüdür.  Damızlık birliklerinin farklı bir misyonu var, damızlık birlikleri ülke ve ilde ıslah amaçlı kurulmuştur, tabi ki üyelerinin girdi teminini sağlayacaktır, üyelerine farklı hizmetler verecektir ama kooperatiflerle bizi çatıştırmamaları lazımdır, aynı kefeye konmamalıyız, onlar farklıdır, biz farklıyız.  Biz üretici temsilcisiyiz. Biz üreticinin içinden çıkıyoruz, üreticinin ne çektiğini biliyoruz, onunla ilgili mücadele edilmesi gerekenlerle bizim mücadele etmemiz gerekiyor. Yakup Beyle genel başkanlar düzeyinde bunu oluşturacağız. Hatta bunun örneğini geçmiş süt konseyinde gösterdik, Süt Konseyinin Genel Kurulu var, orada da böyle bir konsensüs sağlanacağına inanıyorum ve bu toplantıyı yapıp, üretici temsilcilerinin belki Süt Konseyi Başkanlığına oynayabilecek bir pozisyona getireceğiz inşallah, çünkü bizim bunu yapmamız lazımdır” ifadelerini kullandı.

 


“ÜRETİM YAPANLARIN PARA KAZANMASI SAĞLANMALIDIR”


Üreticilerin para kazanmasını sağlayacak projelere imza atmak için çalıştıklarını dile getiren Başkan Özcan, “Sahada kim nasıl mücadele ediyorsa etsin ama orada biz tarafız, biz üreticinin tarafıyız, üretici bize bizim temsilcimiz olun, oralarda bizi savunun demiş, biz onun için orada birliktelik sağlamak zorundayız, kime karşı, yani şunu da söylemek istiyorum, kılıçları çekip sanayiciyle savaşalım,  kılıçları çekip, bakanlıkla savaşalım böyle bir şey yok, biz mantıklı, üreticinin mutlu olacağı, sanayici de bu memleketin insanı, onun da para kazanması lazımdır, bu ülkeye katma değer sağlanması lazım, kazan kazan meselesini ortaya koyarak ancak ve ancak üretici odaklı her projede üretici mutlaka para kazanır hale getirilecek projelerin üzerinde çalışılmalıdır. Üretici para kazanmazsa, sanayici de yok, veteriner hekim de yok, önce üretici, üretici köyünde olmalıdır. Aslında çok konuşulacak şey var, hakikaten sosyal kanayan yaralarım var, üretim olmadan, ne üretici, ne kırsal ne de bu memleket kalkınır, üretim mutlaka yükselmeli, üretim yaptırılmalı, üretim yapanların para kazanması sağlanmalıdır. Bakın köylere,  köyde gençler var, bağırıyorlar, köylerden şehirlere göçler hızlandı. Bununla ilgili acil çözümler yapılmalıdır. Bizlerin çözüm önerileri var ama dikkate alınmalıdır. Ne yapılmalıdır, köylerde yaşam kalitesinin artırılması gerekiyor. Köylerde yaşayan üretici insanların para kazanması gerekiyor,  5-10 tane ineği olan insanlar üretimin temel taşlarıdır. Bu ülkenin et ve süt üretiminin yüzde 95’ini bu üreticiler sağlıyor, küçük işletmeler sağlıyor, yani bu üreticilerin para kazanması gerekiyor, 5 tane ineği ile adam istihdam olmalı, para kazanmalı ve mutlu olmalıdır. Köyler yaşlanıyor, şu anda gidin üretici boyutundaki yaş ortalaması 50’inin üzerindedir.  Gençlik gelmiyor hatta diğer bir sosyal yara, bir gencin 50 tane ineği bile olsa kız veren olmuyor, niye, gitsin belediyede başka bir yerde sigortalı çalışsın, ben ortaya kızı veririm ama oraya vermem, böyle değil işte aslında, bununla ilgili devlet de bir çözüm bulmalıdır. Belli bir sayının üzerinde ineğe sahip olanların eşinin sigortasını devlet karşılasa, en azından sosyal güvenliği teminat altına alınmış olsa ne güzel olur. Bunlar çok dillendirilmeli, yüksek perdeden konuşmamız gerekiyor artık, bunlar yapılsa, sosyal statü kazandırılsa, bence bu yaralar biraz daha sarılır, çünkü üretimin yeri köylerdir, köylerden şehre göç eden insan şehirde de problem oluyor, çarpık yapılaşmadan tutun ve buraya gelirken arazisini bırakıp geliyor, üretim işi kalıyor, ahırını boşaltıp geliyor, üretim kalıyor, bundan hem kendisi, hem de ülke kaybediyor. Bunlunla ilgili ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Köyden şehre gelen geri de dönmüyor, geri dönemiyor, hadi köyümüze geri dönelim desen, 6-7 tane inek versen dönmüyor, kafasında o sistemi kapatmış, o moddan çıkmış, yeni bir moda girmiş, üreticilikten çıkmış, tüketici olmuş, kırmızı etteki sıkıntının biri de budur, köylerdeki üretimden kaçıp, şehre gelenler tost bile yese et tüketiyor. Tüketim arttı değil mi, niye bunların da bunu tetiklediğini düşünüyorum ” ifadelerini kullandı. 

Kaynak: Editör: Manşet Burdur
Etiketler: Kamil, Başkan, Gündem, ve, 7, Soru'nun, Konuğu, Oldu,
Yorumlar
Haber Yazılımı